Güncel Ekonomi Yorumlarım

Faizi Düşürerek Enflasyonu Düşürmek Mümkün Mü?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çok uzun süredir enflasyonu düşürmek için faizi düşürmek gerektiğini ifade ediyor. Bu söylem makro iktisat kitaplarında yazılan teorinin tersi bir söylem, dolayısıyla karşılık bulmuyor, hem piyasalarda hem de ekonomi bürokratlarında. Çünkü makro iktisat teorilerine göre enflasyon ile faiz oranı arasında negatif bir ilişki vardır. Yani enflasyonu düşürmek için faizi artırmak gerekir. Özellikle talebin arzdan yüksek olduğu enflasyonist dönemlerde fiyatlar genel düzeyini kontrol altına almak için toplam talebin dizginlenmesi gerekir, bunun yolu da faizleri artırmaktır. Böyle yapılarak bireylerin ve yatırımcıların tüketim ve yatırım iştahları kırılır ve enflasyon düşer.

Dünyadaki merkez bankaları da aynen bu şekilde enflasyonu kontrol altına almak isterler. R=i-p, Fisher denklemi olarak da bilinen bu ifade, reel faizler, R, nominal faiz ve enflasyon, p, arasındaki ilişkiyi ifade ermektedir. Merkez bankaları bunun daha karmaşık versiyonlarını kullanmaktadırlar, ancak işin prensibini anlamak için Fisher denklemi yeterlidir. Enflasyon artma eğiliminde ise, merkez bankası nominal faizi enflasyon artışından daha fazla artırır ki reel faizler de artsın. Reel faizler artınca toplam talep azalır ve enflasyon düşme eğilimine girer. Reel faizler artınca aynı zamanda ülke dışından yabancı yatırımcı da (kısa vadeli yatırım veya sıcak para da denir) ülke finans sistemine girer ve döviz kuru da azalır. Aktarma mekanizması ile döviz kurunun düşmesi belli bir zaman sonra (akademik araştırmalarda 6 ay olarak tahmin edilmiştir) enflasyonu olumlu etkiler ve enflasyon düşer.

Buraya kadar anlattıklarımız iktisat teorisine göredir. Peki Sayın Cumhurbaşkanı haksız mıdır? Bir başka deyişle enflasyonu düşürmek için faiz indirimine gidilebilir mi? Bunun cevabı bildiğim kadarıyla bugüne kadar verilmedi. Burada bu önerinin bazı varsayımlar altında gerçekleşebileceğini anlatacağım. İktisat biliminde her teorinin bazı varsayımları vardır. Önceki bölümde enflasyonu düşürmek için kullanılan yol toplam talebi azaltmak idi. Çünkü ekonomik denge için toplam talebin toplam arza eşit olması gerekir. Toplam talebin toplam arzdan yüksek olmasının sonucu enflasyon olacaktır. Simetrik olarak soruna bakarsak, enflasyonu kontrol edebilmek için toplam arzı da artırabilirsek enflasyon oluşmaz. Çünkü toplam talep artışına toplam arz artışı da eşlik ederse daha yüksek çıktı miktarına fiyat artışı olmadan ulaşabiliriz. Ancak bu kısa vadede olamaz. Bunun nedeni kısa vadede toplam arzın sabit olmasıdır. Üretimi çok kısa sürede artırmak mümkün değildir. Yeni yatırımlar yapmak, makine, teçhizat almak ve dolayısıyla üretim kapasitesini artırmak çok kısa dönemde imkansızdır. Bunun sonucu olarak da enflasyon meydana gelmektedir.

İşte ben tam bu noktada görüşlerimi aktarmak istiyorum. Faizi düşürerek enflasyonu düşürmek mümkündür. Bu, arz yanlı iktisat modeline yakın bir öneri olarak görülebilir. Faizin düşmesi ile birlikte yatırım maliyetleri azalacak, üretim kapasitesi artacak ve dolayısıyla toplam arz artacağı için fiyatlar genel düzeyi düşecektir. Bunun gerçekleşebilmesi için en önemli varsayım toplam talebin faiz düşürüldükten sonra sabit kalmasıdır. Bir başka deyişle faiz indirimi sadece üreticilerin üretim talebini artıracak ancak bireyler düşen faiz oranlarından faydalanmayacaktır. Düşen taşıt kredileri nedeniyle tüketicilerin yeni araba almak için hemen araba bayiine veya 2. El araba satın almak için bankalara kredi çekmek için gitmemeleri gerekir. Yine düşen konut kredileri dolayısıyla ev sahibi olmak isteyen bireylerin bankalara konut satın almak için başvurmamaları gerekir. Özellikle faiz oranı göreceli olarak daha yüksek olan tüketici kredilerinde patlama olmaması gerekir. Tüketicilerin faiz indiriminden sonra toplam taleplerini artırmamaları önemlidir. Ancak ve ancak böyle bir durum gerçekleşir ise faiz indirimden belirli bir süre sonra enflasyon da düşecektir. Faiz indirimi nedeniyle üretim artacak, talep bekleyecektir. Bunun için gerekli olan temel varsayım tüketicilerin sabırlı olmalarıdır. Mikro iktisatta tüketicinin faydasının gelecek ve şimdiki tüketiminden oluştuğuna dair modeller bulunmaktadır (bkz. Neoklasik Tüketim Modeli). Bu modellerde birey, gelecek tüketim ve şimdiki tüketim arasında tercih yapmaktadır. Belirli bir parametreye göre birey genelde tüketimini şimdi yapmak ister. Bu nedenle faiz oranı düşüşünü bir tüketim fırsatı olarak görür. Cumhurbaşkanı, milletin başı olarak tüketim tercihlerini belirli bir dönem erteleyebilirse faiz indirimi enflasyon düşüşüne yol açma ihtimali bulunmaktadır. Ama insan nefsini dizginlemek ve kontrol etmek şartıyla, bu da oldukça zordur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

AlphaOmega Captcha Mathematica  –  Do the Math